Çocuk ve Ergen TerapisiVideo: 1:12

Çocuklarda Öfke Yönetimi: Duyguyu Tanımaktan Güvenli İfadeye

Puanlar yükleniyor…

Bu videoyu değerlendirmek için bir yıldız seçin.

Bu videoda

Çocuğunuz öfkelendiğinde duygusunu nasıl adlandırabilirsiniz? Model olmayı, sakinleşme seçeneklerini, davranışa sınır koymayı ve küçük ilerlemeleri desteklemeyi gündelik örneklerle açıklayan bir ebeveyn rehberi.

Videonun Makalesini oku ↓

Yorumlar

Yorumlar herkese açıktır.

Hesabınız kontrol ediliyor…

Yorumlar yükleniyor…

Videonun Makalesi

Zübeyde Nur Kıra adlı uzmanın videosundaki ana fikirden yola çıkarak hazırlanmıştır.

Özellikle anlaşılmasını istediğim nokta

Pek çok çocukta gözlemlediğim bir şey varsa o da birçoğunun duygularını tanımadığı diyebilirim. Düşünün çocuklara "nasılsın?" diye sorduğumuzda genelde "iyi" ya da "kötü" diye cevaplar verirler.

🌱 Peki duygularını tanımayan birinden öfkesini etkili bir şekilde yönetmesini beklemek adil olur mu?

Çocuklarımıza farklı duyguları öğretelim daha sonra bu duyguları regüle etmesine yardımcı olalım ancak bu şekilde onların öfke, üzüntü gibi zor duygularla önce sizin rehberliğinizde sonra da siz yanında değilken sağlıklı bir şekilde başa çıkmasını sağlayabiliriz. 🌻

Umarım bu 5 madde sizin için de etkili olur. 🤗 Bu süreçte çocuklarınızın duygusal gelişimini desteklemek, rehberlik ve destek almak için bana her zaman ulaşabilirsiniz.

1. Amaç öfkeyi bitirmek mi, öfkeyle ne yapılacağını öğretmek mi?

Çocuğunuz istediği bir şey olmayınca bağırdığında, önce sesinin kesilmesini isteyebilirsiniz. Peki sessizleşmesi, duygusunu anladığı ve onunla nasıl başa çıkacağını öğrendiği anlamına gelir mi? Çocuklarda öfke yönetimini düşünürken bu ayrımdan başlayabilirsiniz. Amaç çocuğun hiç kızmaması değil, kızdığında kendisine ve başkalarına zarar vermeden ne yapabileceğini öğrenmesidir.

Duyguyu kabul etmek, her davranışa izin vermek değildir. NHS'nin çocuklarda öfkeye ilişkin açıklaması, öfkeyi normal bir duygu olarak ele alırken saldırgan davranışların ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtir. Çocuğun öfkelenmesiyle öfkelendiğinde birine vurmasını aynı şey gibi görmemek önemlidir. (nhs.uk)

Örneğin çocuğunuzun oyun bitince oyuncaklarını yere attığını düşünelim. “Oynamaya devam etmek istediğin için kızdın. Oyuncakları insanlara doğru atmana izin veremem” diyebilirsiniz. Burada hem hissettiği şeyi duyuyorsunuz hem de davranışın sınırını belirtiyorsunuz. Bunun yerine “Bunda kızacak ne var?” demek, ne yapabileceğini açıklamıyor.

Duygu düzenleme denilen beceriyi de bu çerçevede düşünebilirsiniz: Duyguyu fark etmek, ona isim vermek ve nasıl davranılacağını değerlendirmek. Duyguyu ortadan kaldırmakla davranışı seçmek arasındaki ayrımı, öfke, korku ve kaygı anında duraklamayı ele alan yazı farklı duygular üzerinden açar.

Bu nedenle ilk sorunuz yalnızca “Nasıl susturabilirim?” olmasın. “Şu anda ne hissediyor ve bunu daha güvenli nasıl ifade edebilir?” sorusu da yaklaşımınıza eşlik etsin. Sınır koymakla anlamaya çalışmak birbirinin alternatifi değildir.

2. Önce duygularını tanımasına yardımcı olun

Çocuğunuza farklı duyguları tanıtın. Öfke, üzüntü ve sevinç gibi kelimelerle başlayabilir; günlük konuşmalara hayal kırıklığı, korku, heyecan ve şaşkınlık gibi ifadeler ekleyebilirsiniz. Bunu bir bilgi sınavına çevirmek zorunda değilsiniz. Bir hikâye okurken ya da resme bakarken kısa sorular sormanız yeterli bir başlangıç olabilir.

Örneğin hikâyedeki çocuğun arkadaşları tarafından oyuna alınmadığını düşünelim. “Sence burada ne hissediyor?” diye sorabilirsiniz. Çocuğunuz “Kötü” derse hemen düzeltmek yerine “Üzülmüş olabilir mi? Biraz da kızmış olabilir mi?” diyerek seçenek sunabilirsiniz. Burada amaç doğru cevabı buldurmak değil, duygular hakkında konuşabileceğiniz bir alan açmaktır.

CDC'nin küçük çocuklarda duyguları fark etme ve adlandırma açıklaması, çocuğu dinlemeyi ve duygusunu basit kelimelerle isimlendirmeyi önerir. Duygusunu yanlış tahmin ettiğinizde çocuğun sizi düzeltmesine de yer vermeniz gerektiğini vurgular. (cdc.gov)

“Sen kesin kıskandın” demek yerine “Biraz dışarıda kalmış gibi mi hissettin?” diye sorabilirsiniz. Çocuğunuz “Hayır, korktum” diyorsa onun söylediği yerden devam edin. Duygusunun adını onun yerine kesin olarak belirlemeniz gerekmiyor.

Gün içinde şu küçük fırsatları kullanabilirsiniz:

  • Bir resimdeki yüz ifadesi hakkında konuşmak.
  • Hikâye kahramanlarının farklı duygularını düşünmek.
  • Kendi duygunuzu kısa ve anlaşılır biçimde adlandırmak.
  • Günün bir sevindirici, bir zorlayıcı anını paylaşmayı teklif etmek.

Çocuğunuz anlatmak istemediğinde etkinliği tamamlamasında ısrar etmeyin. Duygular üzerine konuşmak, her akşam doldurulması gereken bir görev olmasın. Bazen yalnızca sizin kullandığınız kelimeleri duymasıyla başlayabilirsiniz.

3. Öfkenin erken işaretlerini birlikte fark edin

Öfkeyi yalnız bağırma başladığında konuşmak yerine, öncesinde neler olduğunu da merak edin. NHS, çocukların kalp atışının hızlanması, kasların gerilmesi, dişlerini ya da yumruklarını sıkması gibi bedensel işaretleri fark etmelerine yardımcı olmayı önerir. Bu işaretler, sakinleşme seçeneklerini daha erken hatırlatmak için kullanılabilir. (nhs.uk)

Örneğin çocuğunuzun bir oyunu kaybederken ellerini sıktığını düşünelim. Sakin bir zamanda “Oyunda zorlanınca ellerinin sıkıldığını fark ettim. Sen o sırada bedeninde ne hissettin?” diye sorabilirsiniz. Cevabı bilmiyorsa birlikte düşünmeyi teklif edin; uzun bir açıklama yapmasını beklemeyin.

Bunu bir resim üzerinde çalışabilirsiniz. Çocuğunuz isterse bir insan resmi çizip kızdığında bedeninin nerelerinde değişiklik fark ettiğini gösterebilir. “Ellerin mi sıkılıyor, yüzün mü ısınıyor, başka bir şey mi oluyor?” gibi seçenekler sunabilirsiniz. Resmin tıbbi bir değerlendirme ya da tanı aracı olmadığını aklınızda tutun.

Ardından fark edilen işaretle küçük bir seçeneği eşleştirebilirsiniz: “Ellerinin sıkıldığını fark edersen bana mola istediğini söyleyebilirsin.” Böylece beden hakkında konuşmak, sürekli kendini kontrol etme görevine dönüşmez; ihtiyaç duyduğunda kullanabileceği bir hatırlatıcı olur.

Burada çocuğunuzu gün boyunca izleyip her hareketini yorumlamanız gerekmiyor. “Yine kaşlarını çattın, birazdan kızacaksın” demek yerine, onun da katılabildiği kısa konuşmalar yapın. Neyi fark ettiğini ve hangi desteği istediğini birlikte anlamaya çalışın. İstemediği bir açıklamayı ona kabul ettirmek, bu çalışmanın amacı değildir.

4. Model olun: Kendi öfkenizle ne yaptığınızı gösterin

Sizi öfkelendiren bir olay olduğunda yaklaşımınız nasıl? Sesiniz yükseldiğinde durabiliyor musunuz? Bir sorun çıktığında karşı tarafı suçlamak yerine neye ihtiyacınız olduğunu söyleyebiliyor musunuz? Çocuğunuza sakinleşmeyi anlatırken kendi davranışlarınıza da bu sorularla bakabilirsiniz. Model olmak, yalnızca doğru cümleleri öğretmek değil, o cümlelerin günlük hayatta nasıl kullanıldığını göstermektir.

Örneğin aceleyle hazırlanırken bir eşyanızı bulamadığınızı düşünelim. “Şu an gerildim. Sesimi yükseltmeden önce biraz duracağım, sonra birlikte arayabiliriz” diyebilirsiniz. Burada kendinizi her zaman sakin biri gibi göstermiyorsunuz. Zorlandığınızı ve bu durumda ne yapmayı seçtiğinizi anlaşılır hâle getiriyorsunuz.

Model olmak, hiç hata yapmamak anlamına da gelmez. Sesinizi yükselttiyseniz sonrasında davranışınızın sorumluluğunu alabilirsiniz: “Az önce yüksek sesle konuştum. Bu doğru değildi. Söylemek istediğimi yeniden anlatacağım.” Özrün arkasına “Ama sen de beni çok kızdırdın” eklememeye dikkat edin.

Kendi duygunuzdan söz etmekle onu çocuğunuzun sorumluluğuna bırakmak farklıdır. “Üzgünüm” diyebilirsiniz; fakat çocuğunuzun sizi neşelendirmek ya da sakinleştirmek zorunda olduğu mesajını vermemeye çalışın. Empati ile bu yükü üstlenmek arasındaki fark, çocuğun ebeveyninin duygularından sorumlu hissetmesini ele alan yazıda somut biçimde açıklanır.

Kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: “Çocuğum beni izlediğinde, öfkenin konuşulabilen ve sorumluluğu alınabilen bir duygu olduğunu görebiliyor mu?” Yanıtınız her durumda aynı olmak zorunda değil. Siz de zor bir konuşmayı yeniden başlatabilir, bir sonraki sefer için daha uygulanabilir bir yol seçebilirsiniz.

5. Sakinleşme seçeneklerini birlikte deneyin

Çocuğunuza yalnızca “Sakin ol” demek yerine ne yapabileceğini gösterin. Birlikte nefes almak, hareket etmek ya da yastığına sarılıp onu sıkmak seçenekler arasında olabilir. Bunları bir emir listesi gibi sunmak yerine birlikte deneyebileceğiniz yollar olarak düşünün. Çocuğunuzun hangi seçeneğe katılmak istediğini sorun.

Örneğin sakin bir oyun sırasında “Biraz yavaş nefes alıp verelim mi?” diyebilirsiniz. Nefesi büyük ve zorlayıcı biçimde aldırmaya çalışmayın. Sayıları doğru tutturmasına ya da egzersizi kusursuz yapmasına odaklanmayın. Rahatsız oluyorsa durabilir ve başka bir seçenek deneyebilirsiniz. Nefes çalışmasını bir başarı sınavına çevirmeyin.

Hareket etmek için de basit seçenekler sunabilirsiniz:

  • Uygun ve güvenli bir yerde birlikte zıplamak.
  • Kısa bir yürüyüş yapmayı teklif etmek.
  • Kendi yastığına sarılıp onu sıkmasını önermek.
  • Bir süre sakin bir yerde yan yana durmak.

Yastığa sarılmak, vurmayı ya da birine zarar veriyormuş gibi davranmayı öğretmek değildir. Burada sunulan seçenek güvenli bir nesneye sarılmaktır. Çocuğunuz bunu istemiyorsa ısrar etmeyin. Aynı şekilde, sakinleşmesi için size sarılmak zorunda da değildir.

Bu seçenekleri yalnızca öfkenin en yoğun olduğu anda gündeme getirmek zorunda değilsiniz. Önceden “Kızdığında yanında olmamı mı istersin, biraz alan mı?” diye konuşmayı deneyebilirsiniz. Böylece zor bir anda hiç bilmediği bir etkinliği yapmasını istemek yerine, daha önce birlikte seçtiğiniz bir yolu hatırlatırsınız.

Bir yöntem o gün işe yaramadıysa bunu itaatsizlik olarak yorumlamayın. “Nefes almak istemedin, başka ne deneyebiliriz?” sorusuyla seçenekleri yeniden değerlendirebilirsiniz. Hedef belirli bir tekniğe uyması değil, güvenli yollar arasından seçim yapmayı öğrenmesidir.

6. Konuşmak dışında ifade yolları da sunun

Çocuğunuz öfkelendiğinde duygusunu hemen cümlelere dökmesini beklemeyin. Çizmek, yazmak ya da resim yapmak gibi farklı ifade yolları sunabilirsiniz. “Bana anlat” yerine “İstersen anlatabilir, çizebilir ya da biraz sonra konuşabilirsin” demeyi deneyin. Seçeneği sunmanız, mutlaka o anda kullanmasını gerektirmez.

NHS'nin çocuklarla duygular hakkında konuşmaya ilişkin açıklaması, küçük çocukların oyun aracılığıyla da kendilerini ifade ettiğini belirtir. Çocuk konuşmak istemediğinde zorlamamak ve başka bir zamanda yeniden alan açmak önerilir. (nhs.uk)

Örneğin arkadaşına kızan bir çocuğunuz olduğunu düşünelim. “Olanları bir resimle göstermek ister misin?” diye sorabilirsiniz. Resimdeki bir rengi ya da şekli hemen yorumlamayın. “Siyah çizdiğine göre çok öfkelisin” demek yerine “Burada ne olduğunu anlatmak ister misin?” diye sorun. Çizdiği şeyin anlamını sizin belirlemeniz gerekmez.

Yazmayı tercih eden bir çocuk için de şu başlangıçları önerebilirsiniz:

  • “Şu olduğunda kızdım…”
  • “O anda istediğim şey…”
  • “Bir dahaki sefere söyleyebileceğim cümle…”

Bunların hepsini doldurmasını istemeyin. Bir kelime, kısa bir cümle ya da yalnızca çizim yeterli olabilir. Yazdığını herkesle paylaşmasını da şart koşmayın; kimin okumasını istediğini konuşabilirsiniz.

Ardından ifade yolunu bir ihtiyacı söylemeye bağlayabilirsiniz. “Biraz yalnız kalmak istiyorum”, “Bunu istemedim” ya da “Yardım eder misin?” gibi cümleleri birlikte oluşturun. Buradaki amaç öfkeyi güzel bir resme dönüştürmek değil, çocuğun kendisini anlatabileceği farklı yollar bulmasına yardımcı olmaktır.

7. Olumlu davranışı fark edin, yalnız sessizliği değil

Çocuğunuzun öfkelendiği anlar kadar, zorlanırken gösterdiği küçük çabaları da fark edin. “Bugün sakin kalmayı çok güzel başardın ve bunun için seninle gurur duyuyorum” diyebilirsiniz. Bu geri bildirimi somutlaştırmak için hangi davranışı gördüğünüzü de söyleyin. Böylece övgünüz yalnızca genel bir değerlendirme olarak kalmaz.

Örneğin çocuğunuzun kardeşine kızdığı hâlde elindeki oyuncağı fırlatmadığını düşünelim. “Çok kızdın ama oyuncağı yere bırakıp benden yardım istedin. Bunu fark ettim” diyebilirsiniz. Burada duygunun yokluğunu değil, o duyguyla birlikte yaptığı güvenli seçimi takdir ediyorsunuz.

Bir başka örnekte çocuğunuz ağlamaya devam etmiş ama “Biraz bekle” diyebilmiş olsun. Sırf ağlaması bitmediği için bu çabayı gözden kaçırmayın. “Konuşmaya hazır olmadığını söyledin. Şimdi biraz bekleyebiliriz” diyebilirsiniz. Sakinleşmeyi yalnızca hiç ses çıkarmamak olarak tanımlamayın.

Geri bildirim verirken şu ayrımlara dikkat edebilirsiniz:

  • “Aferin, hiç kızmadın” yerine yaptığı davranışı söyleyin.
  • “Bak kardeşin ne kadar sakin” diyerek kıyaslamayın.
  • Önceki zor anları sıralayarak takdiri bir eleştiriye dönüştürmeyin.
  • Çabasını fark ederken kusursuz davranmasını beklemeyin.

Pekiştirmeyi her seferinde bir hediye vermek gibi düşünmeniz de gerekmiyor. Gördüğünüz çabayı açıkça söylemek, birlikte neyin yardımcı olduğunu konuşmak ve yanında olmak seçenekleriniz arasında yer alabilir.

Çocuğunuzun duyacağı mesaj “Seni yalnızca sakinken kabul ediyorum” olmasın. Kızgınken de yanında olabileceğinizi, ancak zarar veren davranışlara sınır koyacağınızı davranışınızla birlikte gösterin. Takdiriniz, duygusunu saklamasına değil, kendisini güvenli ifade etmesine yönelsin.

8. Öfkenin yoğun olduğu anla sonrasını ayırın

Çocuğunuz çok yoğun bir öfke yaşıyorsa o anı uzun açıklamalarla doldurmayın. Önce kendisinin ve çevresindekilerin güvenliğini gözetin. CDC, küçük çocukların yoğun sıkıntı yaşadığı anlarda önce güvenliğe ve sakinleşme alanına odaklanmayı; duygular üzerine öğretici konuşmayı ise hem çocuk hem yetişkin sakinleştiğinde yapmayı önerir. (cdc.gov)

Örneğin iki kardeş arasında itişme başladığını düşünelim. Önceliğiniz kimin haklı olduğunu ayrıntılarıyla öğrenmek değil, aralarında güvenli mesafe oluşturmaktır. “İtmenize izin veremem. Şimdi birbirinizden uzaklaşacağız” gibi kısa bir cümle kullanabilirsiniz. Vurma ya da tehdit etme yoluyla sakinleşmeyi öğretmeye çalışmayın.

Duyguyu anladığınızı kısa biçimde söyleyebilirsiniz: “Çok kızdığını görüyorum. Buradayım.” Çocuğunuz dokunulmak istemiyorsa sarılmayı zorlamayın. Alan tanımakla onu cezalandırmak için yalnız bırakmak arasında ayrım kurun; yakınlarda kalıp neye ihtiyacı olduğunu gözlemleyebilirsiniz.

Daha sonra konuşmaya dönebilirsiniz. NHS de öfkeli çocuğun hemen dinlemeyebileceğini ve konuşmayı bir süre sonra yeniden denemenin uygun olabileceğini belirtir. (nhs.uk)

Sakinleşince şu sorulardan birini seçebilirsiniz: “Seni en çok ne kızdırdı?”, “Yardım istemek için ne söyleyebilirdin?”, “Bir dahaki sefere neyi deneyelim?” Hepsini peş peşe sormayın. Konuşma bir sorguya ya da zorunlu özür törenine dönüşmesin.

Zarar gören bir şey varsa onarmayı da konuşabilirsiniz. Örneğin devrilen oyuncakları birlikte toplamak veya arkadaşının iyi olup olmadığını sormak seçenek olabilir. Duyguyu kabul etmek, olayın sonuçlarını yok saymak değildir; sonuçları konuşmak da çocuğun kişiliğini suçlamayı gerektirmez.

9. Yalnız tepkiye değil, olayın bağlamına da bakın

Çocuğunuzun öfkesini anlamaya çalışırken yalnız son davranışı kaydetmeyin. Öncesinde ne olmuştu? Kimler vardı? Hangi beklenti karşılanmamıştı? Sonrasında siz ne yaptınız? Bu soruları çocuğunuza sürekli yöneltmek yerine kendi gözlemlerinizi düzenlemek için kullanabilirsiniz. Amacınız suçlu bulmak değil, tekrar eden durumları daha açık görebilmektir.

Örneğin oyunu bırakıp evden çıkma zamanlarında sık sık tartıştığınızı düşünelim. Bir sonraki sefer geçişi önceden haber vermeyi ve hazırlanmanın ilk adımını birlikte seçmeyi deneyebilirsiniz. “Biraz sonra çıkacağız. Önce ayakkabını mı, montunu mu hazırlayalım?” gibi bir teklif, koyduğunuz sınırı değiştirmeden katılım alanı açar.

Öfkenin bağlamı yalnız evdeki kurallar da olmayabilir. NHS; arkadaşlık sorunları, zorbalık ve okul çalışmalarında zorlanma gibi durumların çocukların öfkesiyle ilişkili olabileceğini belirtir. Bu yüzden her olayı yalnızca söz dinlememe olarak değerlendirmemek gerekir. (nhs.uk)

Gerekirse öğretmeniyle konuşurken “Çok öfkeli bir çocuk” gibi genel bir etiket yerine gözleminizi paylaşabilirsiniz: “Grup oyunundan sonra zorlandığını fark ediyoruz. Siz hangi durumlarda görüyorsunuz?” Böylece karşılaştırabileceğiniz somut bilgiler edinmeye çalışırsınız.

Evdeki yetişkinlerle de kısa, ortak bir yaklaşım belirleyebilirsiniz: Duyguya yer açmak, zarar veren davranışa sınır koymak ve sakinleşince konuşmak. Herkesin aynı cümleyi ezberlemesi gerekmez. Ancak bir yetişkinin izin verdiği vurmayı diğerinin ağır biçimde cezalandırması yerine, güvenli davranıştan ne anladığınızı kendi aranızda açıklaştırabilirsiniz.

10. Ne zaman destek aramalısınız?

Bu adımları uygulamayı tek başınıza başarılması gereken bir ebeveynlik sınavı gibi görmeyin. Çocuğunuzun öfkesiyle ilgili kaygınız varsa destek isteyebilirsiniz. NHS, öfkenin çocuğa ya da çevresindekilere zarar verdiğinden endişe edildiğinde sağlık profesyonelleriyle görüşmeyi önerir. (nhs.uk)

Görüşmeye hazırlanırken yalnız “Çok sinirli” demek yerine yaşadığınız durumları anlatabilirsiniz: Öfke hangi ortamlarda ortaya çıkıyor? Zarar verme oluyor mu? Okula gitmesini, arkadaşlarıyla ilişkisini ya da aile yaşamını nasıl etkiliyor? Şimdiye kadar neleri denediniz? Bu gözlemler, başvurunuzun nedenini daha anlaşılır ifade etmenize yardımcı olabilir.

Çocuk ve ergenlerle çalışan bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşürken ebeveyn olarak sizin nasıl desteklenebileceğinizi de sorabilirsiniz. Destek aramak için çocuğunuza evde bir tanı koymanız gerekmez. Yaşadığınız güçlüğü ve neye ihtiyaç duyduğunuzu anlatmanızla başlayabilirsiniz. O anda ciddi bir yaralanma ya da kendisine veya başkasına zarar verme riski varsa güvenliği sağlayıp bulunduğunuz yerdeki acil yardım hizmetlerine başvurun.

Günlük yaşamda ise ilerlemeyi tek bir ölçüte bağlamayın. “Bir daha hiç bağırmayacak” hedefi yerine yardım istemek, mola talep etmek veya sonrasında olanları anlatabilmek gibi somut davranışları izlemeyi seçebilirsiniz. Bir zor gün, önceki çabaların anlamını ortadan kaldırmış sayılmak zorunda değildir.

Çocuğunuzla birlikte üzerinde durabileceğiniz cümle şu olabilir: “Kızabilirim; kızdığımda ne yapacağımı öğrenebilirim.” Sizin rehberliğiniz de duyguyu ondan uzaklaştırmak değil, o duyguyla karşılaştığında başvurabileceği güvenli yolları birlikte kurmaktır.

🔑 Anahtar Noktalar

  • 1Öfke duygusunu kabul etmek, vurma ve zarar verme gibi davranışlara izin vermek değildir.
  • 2Resimler, hikâyeler ve gündelik konuşmalar çocukların duygularını adlandırması için kullanılabilir.
  • 3Ebeveynin kendi öfkesiyle nasıl başa çıktığını göstermesi, model olmanın önemli bir parçasıdır.
  • 4Nefes alma, güvenli hareket ve yastığa sarılma gibi seçenekler çocuğa zorlamadan sunulabilir.
  • 5Olumlu geri bildirim, yalnızca sessizliği değil yardım istemek gibi somut ve güvenli davranışları da fark etmelidir.
  • 6Yoğun öfke sırasında güvenliği gözetmekle sakinleşme sonrasında öğretici konuşma yapmak farklı ihtiyaçlardır.

❓ Sık Sorulan Sorular

Çocuğuma duyguları hangi etkinliklerle tanıtabilirim?
Resimler ve hikâyeler üzerinden başlayabilirsiniz. Bir karakterin ne hissettiğini sorabilir, öfke, üzüntü ve sevinç gibi kelimelerle seçenek sunabilirsiniz. Etkinliği doğru cevabı bulması gereken bir sınava çevirmeyin.
Çocuğum duygusunu konuşarak anlatmak istemiyorsa ne sunabilirim?
Çizmek, resim yapmak veya yazmak gibi alternatifler önerebilirsiniz. Bunları hemen yapmasını ya da ortaya çıkan çalışmayı mutlaka açıklamasını istemeyin; nasıl ifade etmek istediğine ilişkin seçenek bırakın.
Olumlu davranışı nasıl takdir edebilirim?
Gördüğünüz davranışı açıkça söyleyin. Örneğin, “Kızdığında oyuncağı fırlatmak yerine benden yardım istedin; bunu fark ettim” diyebilirsiniz. Böylece yalnızca sakin görünmesini değil, yaptığı güvenli seçimi takdir etmiş olursunuz.